İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, kent genelinde torbacı olarak tabir edilen sokak satıcılarının yakalanması için Mayıs ayı sonunda geniş kapsamlı bir operasyon yaptı. Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yeni uygulamaya konulan kameraları ve ses kayıt cihazlarını kullanan narkotik polisler, alıcı kılığında sokaklara inerek şüphelilerle suçüstü diyaloglar kurdu.
Polis ekipleri bu cihazlar vasıtasıyla uyuşturucu madde satın alarak bu anları saniye saniye kaydetti ve satın alınan maddeler incelenmek üzere Kriminal Polis Laboratuvarına gönderildi. Laboratuvardan gelen sonuçların pozitif çıkması üzerine harekete geçen emniyet, İstanbul'da şüphelilerin fark etmemesi için benzer saatlerde sokağa inerek biri kadın 74 şüpheliyi suçüstü kanıtlarıyla birlikte yakaladı. Gözaltına alınanlar arasında 18 yaşından küçük 10 çocuk şüphelinin de bulunduğu ve bu çocuklardan birinin 14, diğer ikisinin ise henüz 15 yaşında olduğu ortaya çıktı.
MADDE PAZARLIĞI DEĞİL "MİDYE PARASI, KAZA BORCU" SAVUNMASI TUTMADI Yakalanmalarının ardından emniyette ifade işlemlerine başvurulan şüpheliler, alacakları cezalardan kaçabilmek için türlü mazeretler beyan ettiler. Ancak yapılan alışverişin ses, görüntü ve polisin bizzat katılımıyla gerçekleştirilmiş olması savunmalarını çökertti. Şüphelilerden İshak G., uyuşturucu satarken görüntülenmesine ve suçüstü para almasına rağmen ifadesinde o sokakta seyyar midye sattığını, polisten aldığı bin TL'nin ise daha önceden midye yiyip kendisine borçlananların ödemesi olduğunu iddia etti. Muhammed Hasan A. da bir şahsın motoruyla kaza yaptığı için kendisine borçlandığını ve bu borcu ödeyemediği için tehdit zoruyla uyuşturucu kuryeliği yapmak zorunda kaldığını belirtti.
ESNAF TAKTİĞİYLE ZEHİR PAZARLADILAR Elde edilen ses ve görüntü kayıtları, sokak satıcılarının uyuşturucu maddeleri satabilmek için başvurdukları pazarlama taktiklerini de gün yüzüne çıkardı. Şüphelilerden Mert Ali Ö., sattığı uyuşturucunun sıradan olmadığını vurgulamak için maddelerin Tayland'dan özel olarak geldiğini ve alıcının bunun "hastası olacağını" söylerken; Murat E. ise sattığı kokainin ne kadar sert ve etkili olduğunu anlatmak için kendi sağlığını örnek gösterip "Fena ya, benim burnumdan kan geliyor her gün" diyerek müşterisine referans verdi. Güven kazanmaya çalışan Zeyit G., uyuşturucuyu teslim ettikten sonra parayı saymasını söyleyen gizli görevliye "Yok be abi sıkıntı yok, para ikinci plan" diyerek yaklaştı.
MADDEYİ ÇORABINA SAKLA, POLİS GELİRSE KAŞIMA TAKTİĞİYLE AT Soruşturma kapsamında şüphelilerin dijital materyalleri ve telefonları incelendiğinde, torbacıların kendi aralarında polisten kaçmak ve yakalanma durumunda uyuşturucu maddeden kurtulmak için özel bir iletişim ağı kurdukları saptandı. Teknik incelemelerde şüpheli Hazal Ö.'ye, uyuşturucuyu teslim ettiği alıcılara yönelik olarak polis çevirmelerine karşı "Aşağı fırlatsam gider, çorabına sakla, bacağını kaşıyor gibi bile yapsan tık atarsın" şeklinde ani kurtulma talimatları verdiği belirlendi.
TABELA YANINA SAKLA, TOKALAŞARAK TESLİM ET... Sokakta bir süre fiziki takibe alınan şüphelilerin uyuşturucu maddeleri saklama ve teslim etme yöntemleri de belirlendi. Zehir maddelerinin bazen bir otopark tabelasının içindeki çukurda, bazen park halindeki bir aracın lastik dibinde, bazen de parktaki bir bankın kenarına sıkıştırılmış halde alıcıya sunulduğu görüldü. Şüphelilerden Sercan S. ve Serkan M.'nin dikkat çekmemek için uyuşturucu maddeyi tokalaşma esnasında avuç içinden teslim ettiği, Mehmet Y.'nin ise doğrudan elden vermek yerine uyuşturucuyu park halindeki bir aracın tavanına bırakıp "Beni takip edin" diyerek temas kurmayı engellemeye çalıştığı ancak yönlendirdiği kişilerin görevli polisler olduğundan habersiz olduğu anlaşıldı. Emniyetteki işlemlerin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerin soruşturmasının devam ettiği öğrenildi.