İnternet üzerinden verdiği matematik dersleriyle birçok öğrencinin kaderini değiştiren, şans vermedikleri dersi onlara sevdirerek üniversiteyi kazanmalarını sağlayan bir öğretmen Mustafa Güler. Öğrencilerin tabiriyle "Döver gibi ders anlatan", "Tahtaya vura vura öğreten", "Azarlıyor ama izlemekten vazgeçemiyorum" denilen Güler, yıllardır milyonlarca gencin ekran başındaki hocası. Şanlıurfa'da doğup Karadeniz Teknik Üniversitesi Matematik Bölümü'nü bitiren 48 yaşındaki Güler'in adı bu kez eğitim başarısıyla değil, Türkiye'de emsal olabilecek bir hukuk zaferiyle gündeme geldi. Güler'in ders anlatırken tahtaya sert şekilde vurduğu görüntülerinden biri, Netflix'in Black Mirror dizisinin tanıtımında izinsiz kullanıldı. Durumu fark eden ise bir öğrencisi oldu. Öğrencisinin gönderdiği görüntüyle haberdar olduğu olayın ardından dünyanın en büyük dijital platformlarından birine karşı hukuk mücadelesi başlatan Güler, yaklaşık üç yıl süren davanın sonunda mahkemeden zaferle ayrılarak 1 milyon 800 bin TL kazandı. Nitekim mahkeme maddi-manevi tazminat ve faiziyle birlikte Netflix'in yaklaşık 4 milyon 138 bin TL ödemesine hükmetti. Biz de Netflix'e karşı kazandığı davayı ve milyonlarca öğrencinin hayatına nasıl dokunduğunu Mustafa Güler ile konuştuk.

- Hocam öncelikle tebrik ederim. Böyle dünya çapında bir şirkete karşı dava kazanmak... Neler hissediyorsunuz?

- Açıkçası benim için mesele yalnızca bir dava kazanmak değildi. Burada asıl önemli olan; emeğin, fikrin ve bireysel hakların büyük ya da küçük fark etmeksizin korunabileceğini göstermekti. Karşınızda dünya çapında çok büyük bir şirket olduğunda insanlar çoğu zaman "nasıl olsa sonuç değişmez" diye düşünüyor. Ama hukuk, gerçekten doğru kullanıldığında herkes için vardır. Bu yüzden verilen kararın sadece benim adıma değil, üretim yapan, emek veren ve hakkını arayan birçok insan adına da önemli olduğunu düşünüyorum.

- Davaya başlarken kazanabileceğiniz aklınıza geldi mi?

- Açık konuşmak gerekirse, böyle büyük bir şirkete karşı dava açtığınızda sürecin kolay olmayacağını biliyordum. Ama ben en başından beri haklı olduğuma inanıyordum. Bu yüzden "kazanır mıyım" düşüncesinden çok, "hakkımı sonuna kadar arayacak mıyım" sorusuna odaklandım. Çünkü bazen insanlar büyük şirketlere karşı mücadele etmeyi imkânsız gibi görüyor. Ben ise hukukun herkes için eşit olması gerektiğine inandım. Süreç uzun ve yıpratıcıydı ama bugün verilen karar, doğru olduğuna inandığınız bir konuda vazgeçmemenin ne kadar önemli olduğunu gösterdi.

- Çevrenizden "Netflix'e dava açılır mı, kazanamazsın" diyenler oldu mu?