Son iki sezonda kazı çalışmalarında görev alan işçilerin büyük bölümünü kadınlar oluşuyor. Ergani merkez ve çevre köylerden gelen kadınlar günün ilk ışıklarıyla birlikte kazı alanına giderek binlerce yıllık tarihin izlerini sabırla ortaya çıkarıyor. Kazı çalışmalarında yer altındaki kalıntılara zarar vermemesi için genellikle alet kullanılmıyor. Kadınlar toprağı çoğunlukla çıplak elleriyle eşeleyerek kazıyorlar.
Çamur, kar ve donmuş toprakta kazı yapmak küçük buluntuları gözden kaçırma riskini artırıyor. Toprak altından çıkarılan kerpiç, kemik veya narin buluntular, ani don olayları veya aşırı yağış nedeniyle hızla tahrip olabiliyor. Bu nedenle çalışmalara kış aylarında ara veriliyor. Kazılar bahar ve yaz aylarında yapılıyor. Kadınlar yaz mevsiminde neredeyse 50 dereceye ulaşan hava sıcaklıklarında kazı yapıyorlar.
Bu kadınların önemli bir bölümü yılın belli dönemlerinde mevsimlik tarım işçisi olarak çalışıyor. Toprağı tanımaları ve arazi koşullarına alışkın olmaları nedeniyle kazı çalışmalarına da kısa sürede uyum sağlıyorlar. Ancak yaptıkları iş yalnızca toprak taşımaktan ibaret değil.
Arkeologların gözetiminde çalışan kadınlar, toprağın katman katman temizlenmesinden küçük buluntuların ayıklanmasına, eleme çalışmalarından eserlerin ilk sınıflandırılmasına kadar son derece hassas görevler üstleniyor. Kemik parçaları, taş aletler, boncuklar ve çeşitli eser kalıntıları çoğu zaman onların dikkatli çalışmaları sayesinde fark ediliyor.
Çayönü'nün hikâyesinde kadınların ayrı bir yeri bulunuyor. Türkiye arkeolojisinin öncü isimlerinden Halet Çambel tarafından başlatılan kazılar, bugün yine kadınların güçlü katkısıyla devam ediyor. 2025 sezonunda kazıda görev yapan 37 işçinin 32'sini kadınlar oluşturuyor. 2024-2025 sezonlarında yürütülen kazılarda yaklaşık 9 bin 500 yıllık kamusal bir yapı, yeni yerleşim katmanları ve gelişmiş mimari örnekleri tespit edildi.
Araştırmacılar, Çayönü'nün yalnızca bir köy değil, dönemin sosyal ve ekonomik örgütlenmesini gösteren önemli bir merkez olduğunu belirtiyor.