FETÖ'nün paralel yapılanmasına yönelik sınır ötesi hukuki abluka genişliyor. Türkiye'nin terörle mücadele diplomasisi kapsamında, sığındıkları yabancı ülkelerden resmi olarak iadeleri talep edilen örgütün tepe yöneticileri ve operasyonel isimlerinin peşindeki adli takip derinleşti. Hain darbe girişiminden kumpas davalarına, soru hırsızlığından dijital casusluğa kadar tescilli suçlara imza atan ve iade evrakları kıtalar arası adli makamlara iletilen o kritik isimler yaşadıkları ülkelerden bir bir tekrar istenirken öncelik listesine göre dosyalar gönderildi. Hain darbe girişiminin 10. yılında dahi Ankara'nın nefesini ensesinde hissettirdiği o tepe firarilerin ülkeye ihanet etmekle suçlandıkları dosyaları SABAH yeniden ele aldı.

ADLİYE KORİDOLARINI PENSİLVANYA'YA BAĞLAYAN İSİM

Örgütün yargı imamı olarak faaliyet yürüten Ahmet Can, öğrencilik yıllarından itibaren yapı içerisinde yükselerek adliye yapılanmasını koordine eden kilit isim haline geldi. Örgütün yüksek yargıdaki HSYK gibi tüm kadrolaşma ve atama listelerini bizzat yöneten Can, bunları elebaşının onayına sunuyordu. Hukuk sistemini de örgüt çıkarları doğrultusunda manipüle eden ve usulsüz soruşturmalar için doğrudan elebaşı Gülen'den talimat alan Can, bu talimatlarla bilerek adaleti engellemeye çalıştı. Geçmişte Kuzey Irak ve Ortadoğu imamlığı görevlerini de üstlendi.

FUATAVNİ'NİN ADMİNİ VE YARGI MANİPÜLASYONUNUN MİMARI

Darbe girişiminin ardından FETÖ'nün propagandasını kamuoyuna hizmet olarak pazarlamaya çalışan ve medya yapılanmasının aktif isimleri arasında yer alan Bekir Baz ile yüzlerce devlet görevlisi ve sivil vatandaşı hukuksuz şekilde dinleterek özel hayatlarını deşifre eden Emrullah Uslu'nun iadesi için de adımlar atıldı.

Uslu'nun, örgütün siber ve sosyal medya operasyonlarında, özellikle devletin kozmik bilgilerini sızdıran fuatavni gibi hesapların arkasındaki lojistik güç olduğu biliniyor. Basın organlarını örgütün propaganda aygıtı olarak kullanarak algı operasyonları yürüten Bekir Baz'ın iadesi için hazırlanan kapsamlı dosya iki farklı tarihte ABD makamlarına sunulurken; "suç uydurma" ve "siyasal casusluk" gibi ağır suçlarla aranan, devletin gizli bilgilerini sızdırıp sosyal medya üzerinden Türkiye aleyhine faaliyetlerini sürdürüyor.