Kanser tedavisini tamamlayan ancak psikolojik sıkıntılar ve fiziksel yan etkilerle mücadele etmeye devam eden hastalar için yeni bir umut ışığı doğdu. Calgary Üniversitesi ve Mass General Brigham Osher Bütünleştirici Sağlık Merkezi tarafından yürütülen kapsamlı bir klinik deneme, tai chi ve qigong gibi geleneksel zihin-beden uygulamalarının, kanser sonrası yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini kanıtladı.
Yaklaşık 600 katılımcının yer aldığı çalışmada, meme, prostat, akciğer ve gastrointestinal sistem kanserleri gibi farklı türlerden sağ kalan bireyler incelendi. Katılımcılar, 11 hafta süren tai chi ve qigong programı ile dokuz haftalık farkındalık temelli iyileşme programlarına dahil edildi. Araştırma sonuçları, bu uygulamaların kanser hastalarının en çok şikayet ettiği yorgunluk, ağrı ve uyku bozuklukları üzerinde olumlu etkiler yarattığını ortaya koydu.
Bütüncül yaklaşımın önemi
Çalışmanın baş araştırmacısı Profesör Linda E. Carlson, kanserden kurtulanların sayısının artmasına rağmen, hastaların uzun vadeli ve yönetilmesi zor yan etkilerle karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Uzmanlar, ağrı, yorgunluk ve uyku düzensizliğinin birbiriyle bağlantılı olduğunu ve bu belirtilerden birinin iyileşmesinin diğerlerini de olumlu etkilediğini belirtti. Özellikle tai chi ve qigong uygulamalarının, nefes farkındalığı ve akıcı hareketlerle birleşerek hastaların psikolojik ağrı algısını hafiflettiği gözlemlendi.
Programa katılan kanser hastaları, bu uygulamaların günlük yaşamlarını daha dinç ve esnek bir şekilde sürdürmelerine yardımcı olduğunu ifade etti. Uzmanlar, bu tür bütünleştirici yöntemlerin kanser tedavi süreçlerinin en başından itibaren destekleyici olarak dahil edilmesinin, hastaların genel iyilik hali üzerinde büyük fark yaratabileceğini savunuyor. Araştırma, kanser sonrası bakımda sadece tıbbi müdahalenin değil, zihin ve beden sağlığını birleştiren bütüncül yaklaşımların da kritik bir değer taşıdığını bir kez daha gözler önüne serdi.