Avrupa Birliği'nin (AB) Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos, Hırvatistan'ın başkenti Zagreb'de düzenlenen bir konferansta, Birliğin genişleme stratejisinde köklü değişikliklere gidileceğini duyurdu. Kos, değişen dünya düzenine uyum sağlamak amacıyla genişleme sürecinin yeniden yapılandırılması gerektiğini vurguladı.
Dört temel odak noktası
Komiser Kos, 30'dan fazla üyeye ulaşması beklenen bir Birliğin işleyişini korumak için dört ana başlık üzerinde durulması gerektiğini belirtti. Bu başlıklar şu şekilde sıralandı:
- İç Reformlar: Karar alma süreçlerinin daha esnek hale getirilmesi ve tek bir üye devletin veto yetkisinin yarattığı tıkanıklıkların aşılması hedefleniyor.
- Demokratik Güvenceler: Yeni üyelerin hukukun üstünlüğü ve demokratik standartlardan sapmasını önlemek için daha sıkı denetim mekanizmaları kurulması planlanıyor.
- Genişleme Yöntemi: 'Ya hep ya hiç' yaklaşımı yerine, aday ülkelerin sürece daha erken aşamalarda dahil olmasını sağlayan kademeli entegrasyon modelleri üzerinde duruluyor.
- Geçiş Önlemleri: Yeni üyelerin AB bütçesi ve mevcut üye devletler üzerindeki etkilerini dengelemek için kapsamlı geçiş süreçleri öngörülüyor.
Kos, bu reformların antlaşma değişikliklerine gerek kalmadan, mevcut kurumsal esneklikler kullanılarak hayata geçirilebileceğini savundu. Özellikle Ukrayna ve Moldova gibi ülkelerin müzakere süreçlerinin hızlanması, AB'nin bu konuda daha somut adımlar atmasını zorunlu kılıyor. Komiser, bu süreci Soğuk Savaş sonrası yaşanan 'Büyük Patlama' genişlemesine benzer bir Helsinki Anı olarak nitelendirdi.
Öte yandan, demokratik güvencelerin artırılması önerisi, bazı çevrelerde üye ülkeler arasında ikinci sınıf üyelik statüsü yaratabileceği endişesiyle tartışmalara yol açıyor. AB yönetimi, bu önlemlerin Birliğin temel değerlerini korumak için bir zorunluluk olduğunu savunurken, aday ülkelerle güven inşasının önemine dikkat çekiyor.